Çanakkale’nin savunma yapıları ve dini eserleri bölgenin stratejik ve kültürel geçmişini nasıl yansıtır?

Görsel:Gemini

Çanakkale'nin (antik adıyla Troas bölgesi) savunma yapıları ve dini eserleri, bölgenin binlerce yıl boyunca Asya ile Avrupa arasında bir köprü ve Çanakkale Boğazı (Hellespontos) gibi hayati bir su yolunun kontrol noktası olması nedeniyle şekillenmiştir. Kaynaklara göre bu yapılar, bölgenin stratejik ve kültürel geçmişini şu başlıklar altında yansıtmaktadır:

1. Savunma Yapıları: Boğazın ve Ticaretin Kontrolü

Bölgenin savunma mimarisi, antik çağlardan I. Dünya Savaşı'na kadar stratejik önemin nasıl değiştiğini ve teknolojinin nasıl geliştiğini gösterir.

• Antik Dönem Surları ve Kaleler: Bölgedeki ilk savunma yapıları, ticaret yollarını ve limanları korumak amacıyla kurulmuştur. Örneğin, MÖ 3000'lerde kurulan Troia'nın güçlü surları deniz ticaretini kontrol etme gücünü simgelerken, Assos'un MÖ 4. yüzyıla tarihlenen ve oldukça iyi korunmuş surları, dönemin taş işçiliği ve savunma tekniklerini (sandık duvar tekniği) yansıtır. Neandria ve Keprene gibi kentlerin surları ise iç bölgelerdeki maden yataklarının ve yolların güvenliğini sağlamak için inşa edilmiştir,.

• Osmanlı Dönemi ve Boğazın Kilidi: İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, başkentin güvenliğini Çanakkale Boğazı'ndan başlatmak amacıyla 1462 yılında karşılıklı olarak Kilitbahir Kalesi (Denizin Kilidi) ve Kale-i Sultaniye (Çimenlik Kalesi) yapılarını inşa ettirmiştir,. Kilitbahir'in üç yapraklı yonca planı, Osmanlı savunma mimarisinin özgün bir örneğidir.

• Modernleşen Tehditler ve Tabyalar: 19. yüzyıldan itibaren gelişen topçuluk teknolojisi ve I. Dünya Savaşı tehdidiyle birlikte klasik kaleler yerini toprak tabyalara bırakmıştır. II. Abdülhamit ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde inşa edilen Anadolu Hamidiye Tabyaları, Mecidiye Tabyası ve Ertuğrul Tabyası gibi yapılar, boğaz savunmasının kıyılara yayıldığını ve modernleştiğini gösterir,,.

• Korsanlığa Karşı Önlem: Anadolu'nun en batı ucundaki Babakale Kalesi (Hıfzü’l-Bahr), 18. yüzyılda korsan saldırılarına karşı bölge halkını korumak ve deniz güvenliğini sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Bu yapı, Osmanlı'nın sadece boğazı değil, Ege kıyılarını da tahkim ettiğini gösterir.

2. Dini Eserler: İnanç Çeşitliliği ve Kültürel Süreklilik

Dini yapılar, bölgenin paganizmden Hıristiyanlığa ve İslamiyet'e uzanan inanç haritasını ve Türklerin bölgeye yerleşme sürecini belgeler.

• Antik İnanç Merkezleri: Gülpınar'daki Apollon Smintheus Tapınağı, tarım arazilerini farelerden koruduğuna inanılan Apollon'a adanmış olup, bölgenin tarımsal ekonomisi ile dini inançları arasındaki bağı gösterir. Mermer tapınak, Hellenistik dönem mimarisinin önemli bir örneğidir,. Assos'taki Athena Tapınağı ise Anadolu'da Arkaik Çağ'a ait Dor düzenindeki tek örnek olmasıyla kültürel bir dönüm noktasıdır.

• Erken Osmanlı ve Beylikler Dönemi: Bölgenin Türkleşme sürecini yansıtan en önemli eserler, 14. yüzyılda inşa edilen camilerdir. I. Murat (Hüdavendigar) döneminde yapılan Behramkale Hüdavendigar Camii ve Tuzla Hüdavendigar Camii, erken dönem Osmanlı mimarisinin sadeliğini yansıtır,. Özellikle Tuzla'daki caminin tabanında ısıtma sistemi bulunması, dönemin mühendislik ve konfor anlayışını gösterir. Ezine'deki Seferşah Camii ve Kemallı Asilhan Bey Camii de beylikler döneminden Osmanlı'ya geçişin izlerini taşır,.

• Kültürel Etkileşim ve Devşirme Malzeme: Türk devri yapılarında, antik kentlerden getirilen malzemelerin (devşirme) kullanılması, kültürel katmanların iç içe geçtiğini gösterir. Örneğin, Behramkale Hüdavendigar Camii, Assos antik kentinin taşlarıyla inşa edilmiştir. Ezine Ulu Camii'nde Aleksandria Troas'tan getirilen sütunlar kullanılmıştır.

• Tasavvuf ve Hoşgörü: Gelibolu'daki Mevlevihane, bölgenin sadece askeri değil, aynı zamanda önemli bir manevi ve kültürel eğitim merkezi olduğunu kanıtlar. Anadolu'nun en büyük mevlevihanelerinden biri olması, Gelibolu'nun Osmanlı dönemindeki yüksek statüsünü yansıtır. Ayrıca Çanakkale merkezdeki Sinagog ve adalardaki (Gökçeada, Bozcaada) kiliseler,, bölgedeki çok kültürlü yaşamın somut kanıtlarıdır.

3. Fetih ve Gaza Ruhu

• Türbeler ve Makamlar: Türklerin Rumeli'ye geçişini simgeleyen Bolayır'daki Süleyman Paşa Türbesi ve Gelibolu Yarımadası'ndaki Ece Bey Mezarı, bölgenin fethinde rol oynayan komutanlara duyulan saygıyı ve "gaza" ruhunu yansıtır. Ayrıca Kireçtepe Jandarma Şehitliği gibi yapılar, Çanakkale Savaşları'nın anısını yaşatan ve bölgenin "şehitlik" kimliğini pekiştiren unsurlardır.

Özetle, Çanakkale'nin savunma yapıları bölgenin binlerce yıllık "geçiş kontrolü" ve "güvenlik" endişesini belgelerken; dini eserleri, pagan tapınaklarından erken dönem camilerine ve tekkelerine uzanan süreçte, farklı medeniyetlerin bu topraklarda nasıl kök saldığını ve birbirini nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır.

B
u makale "Çanakkale Kültür Envanteri Arkeolojik Yerleşim Alanları ve Sanat Tarihi Yapıları Musa Tombul
https://canakkale.ktb.gov.tr/Eklenti/56256,canakkale-kultur-envanteripdf.pdf?0 "yararlanılarak hazırlanmıştır

Post a Comment

Daha yeni Daha eski