Truva (Troya) Antik Kenti: Tarihin ve Efsanenin Buluştuğu Yer

Görsel :Troya Antik Kenti  , Hüseyin Aşkı Arşivi
Truva (Troya) Antik Kenti: Efsanenin Toprağa Kazınmış Çağlar Boyu Katmanları

Çanakkale'nin mitolojik dağları ile iki denizi birleştiren boğazı arasında, bir tepe üzerinde yükselen Truva (Troya) Antik Kenti, yalnızca taş yığınları değil, insanlık hafızasının canlı bir parçasıdır. Burada, Homeros'un İlyada Destanı'ndaki dizelerHeinrich Schliemann'ın defineci tutkusu ve modern arkeologların titiz kazıları ile ortaya çıkarılan dokuz uygarlık katmanı, tek bir noktada birleşir. 1998 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren ve 1996'dan beri Millî Park statüsünde korunan bu eşsiz alan, birbirini izleyen toplumların 5000 yıllık kesintisiz hikâyesine tanıklık eder.


Mitolojik Temeller: Tanrıların Oyunu ve Tahta At Hilesi

Troya'nın ünü, Antik Yunan mitolojisinin en zengin anlatılarından beslenir. Kentin kökeni, tanrısal soy ile ilişkilendirilen Dardanos'a dayandırılır. Onun torunu İlos, bir bilicinin kehaneti üzerine izini takip ettiği bir ineğin, bugünkü Hisarlık Tepesi'nde durması üzerine buraya şehri kurar ve ona İlion adını verir. Kent, daha sonra İlos'un oğlu Tros'un adını alarak Troya olarak anılır.

Ancak Troya'yı ölümsüzleştiren, bir güzellik yarışmasının tetiklediği trajik savaştır. Nifak tanrıçası Eris'in "en güzele" yazılı altın elmayı tanrıçaların arasına atmasıyla başlayan çekişmede, hakem olarak İda Dağı'nda (Kaz Dağı) çobanlık yapan Paris seçilir. Hera, Athena ve Afrodit ona çeşitli vaatler sunar. Paris, kendisine dünyanın en güzel kadını Helena'yı vaat eden Afrodit'i seçer ve Sparta Kralı Menelaos'un karısı Helena'yı kaçırarak, on yıl sürecek Troya Savaşı'nı başlatır.

Savaşın en ikonik sembolü, Akhalıların kurnaz kralı Odysseus'un zekâsının ürünü olan Truva Atı'dır. Tahtadan yapılma devasa bir atı savaştan çekiliyormuş gibi yapıp bırakan Akhalılar, seçkin savaşçılarını atın içine gizler. Atı zafer ganimeti olarak şehrin içine alan Troyalılar, gece atın içinden çıkan savaşçıların kapıları açmasıyla büyük bir yıkım yaşar. Bu hikâye, günümüzde "Truva Atı" deyimiyle, siber güvenlikten politik stratejilere kadar, aldatmaya dayalı her türlü taktiği tanımlamak için kullanılır.

Savaş sonrası mitoloji devam eder. Alevler içindeki şehirden kaçmayı başaran Aeneas, uzun bir yolculuğun ardından İtalya'ya varır ve Roma medeniyetinin tohumlarını atar. Romalı şair Vergilius'un Aeneis destanında anlatılan bu hikâye, Troya'yı Roma'nın manevi atası yapmıştır.

Bilimsel Keşfin Yolculuğu: Schliemann'dan Korfmann'a

Uzun yüzyıllar boyunca İlyada'nın anlattıkları yalnızca bir destan olarak kabul edildi. Bu algıyı değiştiren kişi, zengin bir Alman tüccar ve amatör arkeolog olan Heinrich Schliemann oldu. 1870 yılında, İngiliz diplomat Frank Calvert'ın yönlendirmesiyle Hisarlık Tepesi'nde kazılara başladı. Günümüz standartlarına göre tahripkâr olan yöntemlerle (derin hendekler açarak, hatta dinamit kullanarak) ilerleyen Schliemann, 1873'te çok sayıda altın eserden oluşan muazzam bir "hazine" buldu ve bunu "Priamos'un Hazinesi" ilan ederek Osmanlı topraklarından kaçırdı. Daha sonra bu hazinenin aslında Troya II katmanına (MÖ 2600-2300) ait olduğu anlaşıldı. Schliemann'ın bu tartışmalı girişimi, dünyanın dikkatini buraya çekti ve arkeolojinin popülerleşmesine katkıda bulundu.

Onun ardından gelen araştırmacılar, bilimi ön plana alan yöntemlerle çalıştı:

  • Wilhelm Dörpfeld (1893-94): Schliemann'ın atladığı üst tabakalara odaklanarak, görkemli surlarıyla dikkat çeken Troya VI katmanını ortaya çıkardı ve Homeros'un Troya'sının burası olabileceğini öne sürdü.

  • Carl W. Blegen (1932-38): Cincinnati Üniversitesi adına yürüttüğü sistematik kazılarla tarihsel kronolojiyi detaylandırdı. Troya VIIa katmanının bir savaş ve yangınla yıkıldığını belgeleyerek, Troya Savaşı'nın bu döneme (MÖ 1300-1190) denk geldiği tezini güçlendirdi.

  • Manfred Osman Korfmann (1988-2005): Dönüm noktası niteliğindeki kazılarla, Troya'nın yalnızca küçük bir kale değil, etrafında büyük bir "Aşağı Şehir" barındıran önemli bir Tunç Çağı başkenti olduğunu kanıtladı. Korfmann'ın en önemli katkılarından biri, Troya'nın Hitit İmparatorluğu ile olan bağlantısını somutlaştırmasıdır. 1995'te Troya VII tabakasında bulunan Luvi hiyeroglifi ile yazılmış bir tunç mühür, kentin Hitit metinlerinde bahsedilen Wilusa (veya Truwisa) krallığı olma ihtimalini çok güçlü bir şekilde desteklemiştir. Korfmann'ın çalışmaları, Troya'yı Anadolu uygarlıklarının ayrılmaz bir parçası olarak yeniden tanımladı.

  • Prof. Dr. Rüstem Aslan (Günümüz): Korfmann sonrası bayrağı devralan Aslan, kazıları modern teknolojiyle (3D tarama, jeoradar) sürdürmektedir. Onun döneminde, kentin Anadolu kimliği pekişmiş ve kazı alanı çevresindeki sosyal projelerle (Tevfikiye Arkeo-Köy) tarih, halkla bütünleştirilmiştir.

Troya'nın bilimsel değerinin temelinde, MÖ 3000'den MS 500'lere kadar aynı noktada kesintisiz devam eden yerleşim yatar. Kazılar, üst üste kurulmuş dokuz ana kent katmanını ve bunlar içinde elliden fazla yapı evresini ortaya çıkarmıştır. Çanakkale Kültür Envanteri'nin de detaylıca belgelediği bu katmanlar, bir medeniyetler silsilesini gözler önüne serer.

KatmanTarih AralığıÖnemli Özellikler ve Arkeolojik Kanıtlar
Troya IMÖ 3000-2500Hisarlık Tepesi'ndeki ilk kale. Taş temelli, kerpiç duvarlı savunma sistemi. Erken Tunç Çağı'na denk gelir.
Troya IIMÖ 2600-2300Schliemann'ın "Hazinesi" bu katmandandır. Görkemli rampalı kapımegaron tipi saraylar ve artan refah dikkat çeker. Bir yangınla yıkılmıştır.
Troya III-VMÖ 2300-1750Daha mütevazı ancak sürekli büyüyen yerleşimler. Surlar genişletilmiş, yerleşim alanı içeri doğru yoğunlaşmıştır.
Troya VIMÖ 1750-1300"Görkemli Troya". Dik açılı, kesme taştan inşa edilmiş güçlü surlar ve kuleler. Yüksek bir uygarlık seviyesi ve geniş ticari ağlara işaret eder. Muhtemelen bir depremle yıkıldı. Hitit metinlerindeki Wilusa ile bağlantılıdır.
Troya VIIaMÖ 1300-1190"Homerik Troya". VI. katmanın yıkıntıları üzerine kurulmuş, daha dar ve savunmaya odaklı bir yerleşim. Yangın izleridepolama küplerinin gömülü oluşu ve ok ucu gibi silah kalıntıları, bir kuşatma ve şiddetli yıkım yaşandığını gösterir. Geleneksel olarak Troya Savaşı'nın gerçekleştiği katman kabul edilir.
Troya VIIbMÖ 12-11. yySavaş sonrası sönük bir yeniden iskân. Balkan kökenli yeni kültür unsurları görülür.
Troya VIIIMÖ 700-85Yunan yerleşimi (İlion). Klasik ve Hellenistik Dönem. Pers Kralı I. Serhas ve Büyük İskender tarafından ziyaret edildiği tarihi kayıtlarda geçer.
Troya IXMÖ 85 - MS 500Roma İmparatorluk Dönemi (Ilium). Aeneas efsanesi nedeniyle Romalılar için kutsal bir şehir ve önemli bir turistik merkez haline geldi. Görkemli kamu yapıları inşa edildi.

Günümüzde Troya: Ziyaretçi Deneyimi ve Müze

Troya, artık sadece bir örenyeri değil, modern müzecilik anlayışıyla oluşturulmuş kapsamlı bir kültür kompleksidir.

  • Troya Müzesi (2018): Antik kent girişinde yer alan, çok sayıda ödül sahibi bu çağdaş müze, yaklaşık 3.000 m²'lik sergi alanına sahiptir. Ziyaretçileri, yedi ana başlık altında kurgulanmış bir hikâye yolculuğuna çıkarır: Troas Bölgesi Arkeolojisi, Troya'nın Tunç Çağı, İlyada Destanı ve Troya Savaşı, Antik Dönemde Troas ve İlion, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemi, Arkeoloji Tarihçesi, Troya'nın İzleri. Kazılardan çıkan eserler, dioramalar ve interaktif ekranlarla desteklenerek sunulur.

  • Örenyerinde Görülecekler: Gezi rotasında, Troya VI'nın ihtişamlı surları, Troya II'nin ünlü rampalı kapısı, Roma dönemi Odeon'u (küçük tiyatro) ve şehrin sembolü haline gelen tahta at replikası yer alır.

  • Pratik Bilgiler: Hem müze hem örenyeri genellikle 08:30 - 17:30 saatleri arasında açıktır.Güncel Bilgi için tıklayınız
     Çanakkale merkeze yaklaşık 30 dakika mesafedeki Tevfikiye Köyü yakınındadır. 

Sonuç

Troya, insanlığın ortak mirasında benzersiz bir yere sahiptir. Burası, efsanelerin gerçek coğrafyayaşiirin arkeolojik buluntulara dönüştüğü yerdir. Hisarlık Tepesi'nde dolaşırken, her bir katmanın altında yatan binlerce yıllık yaşam öyküsünü, savaşın ve barışın, yıkımın ve yeniden kuruluşun izlerini takip etmek mümkündür. Troya, yalnızca geçmişe açılan bir pencere değil, kültürlerin, hikâyelerin ve tarihin nasıl iç içe geçerek bugünü şekillendirdiğini gösteren canlı bir tanıktır.

Görsel : Yazarın 2010 Troya Gezisi 

Kullanılan Kaynaklar:

Post a Comment

Daha yeni Daha eski