| Alexandria Troas Antik Kenti |
Çanakkale'nin Gizli Antik Hazinesi
Çanakkale'nin Ege kıyısında, Ezine'ye bağlı Dalyan Köyü'nün sınırları içinde yer alan Alexandria Troas Antik Kenti, bugün sakin bir kırsal manzaraya yayılan devasa harabeleriyle, bir zamanların görkemli metropolünün sessiz tanığıdır. Anadolu'nun en büyük antik kentlerinden biri olduğu anlaşılan ve 390 hektarlık bir alana yayılan bu yerleşim, sadece bölgesel değil, Roma İmparatorluğu'nun ve erken Hristiyanlığın tarihinde stratejik bir kavşak noktası olmuştur. Sekiz kilometreyi bulan sur duvarları, limanı, devasa hamamı ve gymnasiumu ile adeta "küçük bir Roma" izlenimi veren kent, tarih boyunca İskender'in generallerinden Roma imparatorlarına, zengin hayırseverlerden Aziz Paulus'a kadar pek çok önemli figürün yolunun kesiştiği bir sahne olmuştur.
1. Hellenistik Kökenler ve Kuruluş Efsanesi
Kent, Hellenistik Dönem'in karmaşası içinde, Büyük İskender'in ölümünden sonraki Diadokhlar (Halefler) mücadelesinin bir ürünü olarak doğar.
- Kuruluş (MÖ 310): Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos Monophtalmos (Tek Gözlü Antigonos), bölgedeki hakimiyetini pekiştirmek için yeni bir kent kurar ve ona kendi adını verir: "Antigonia". Bu, onun bölgedeki gücünün somut bir ifadesidir.
- İsim Değişikliği ve Büyüme (MÖ 301 Sonrası): İskender'in bir diğer generali ve rakibi Lysimakhos, Antigonos'u yenip bölgeye hakim olduğunda, kentin ismini değiştirerek, kurucu imparatora bir saygı duruşu niteliğinde "Alexandria Troas" (Troas'taki İskender'in Kenti) yapar. Lysimakhos, kentin nüfusunu ve önemini hızla artırmak için çevredeki Gargara, Hamaksitos, Neandria, Kolonai, Larisa, Kebren ve Skepsis gibi küçük yerleşimlerin halklarını buraya zorunlu göç (synoikismos) ile yerleştirir. Bu politika, kenti anında bölgenin en önemli merkezlerinden biri haline getirir.
2. Roma Dönemi: Altın Çağ ve İmparatorluk Başkenti Hayalleri
Roma, Pergamon Krallığı'nın mirasıyla birlikte MÖ 133'te bölgeyi devraldığında, Alexandria Troas'ın jeopolitik önemini hemen fark eder.
- Koloni Statüsü ve Kalkınma: Roma İmparatoru Augustus (MÖ 27 - MS 14), kente özel bir önem atfeder. MÖ 1. yüzyılın ortalarında, buraya emekli Roma lejyonerlerini yerleştirerek bir Roma kolonisi (Colonia Alexandria Augusta Troas) statüsü verir. Bu hamle, kentin demografik ve kültürel yapısını Romalılaştırır ve onu bir Roma metropolisi haline getirir. Kentin ılıman iklimi ve yakınındaki Kestanbol kaplıcaları bu tercihte etkili olmuştur.
- Bir Başkent Adayı: Kentin en çarpıcı tarihi anekdotlarından biri, onun Roma için taşıdığı olağanüstü değeri gösterir. Roma tarihçisi Suetonius'un aktardığına göre, İmparator Jül Sezar, kentin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik köprü konumu nedeniyle, Roma İmparatorluğu'nun başkentini buraya taşımayı ciddi şekilde düşünmüştür. Bu fikir, yüzyıllar sonra İmparator I. Konstantin tarafından da yeniden ele alınacak, ancak nihayetinde Konstantin'in tercihi, boğazın doğu yakasındaki Konstantinopolis (İstanbul) olacaktır.
- İmparatorluk İmarı ve Herodes Atticus'un Mirası: Kent, İmparator Hadrianus (MS 117-138) döneminde altın çağını yaşar. Bu dönemde, antik dünyanın en zengin adamlarından Atinalı Herodes Atticus, kente muazzam bir hayırseverlik fonu sağlar. Onun desteğiyle, Kaz Dağı'ndan (İda) kente muazzam bir suyolu (aqueduct) inşa edilir. Bu su, döneminin Anadolu'daki en büyük hamam yapılarından biri olan devasa Herodes Atticus Hamamı'nı besler. 123x84 metre ölçülerindeki bu yapı, kentin sosyal ve kültürel hayatının kalbi haline gelir. Hemen bitişiğinde ise, yine Anadolu'nun en büyük gymnasiumlarından biri olan Herodes Atticus Gymnasiumu bulunur. Bu kompleks, kentin Roma dönemindeki ihtişamının ve refahının en göz alıcı kanıtıdır.
3. Erken Hristiyanlık ve Aziz Paulus'un Durağı
Alexandria Troas'ın önemi siyasi ve ekonomik alanlarla sınırlı değildir. Kent, erken Hristiyanlığın yayılışında kritik bir rol oynamıştır.
- Aziz Paulus'un Ziyaretleri: Hristiyanlığı Anadolu ve Avrupa'da yaymak için seyahat eden Aziz Paulus (Pavlus), MS 52 ve 56 yıllarında olmak üzere iki kez Alexandria Troas'ı ziyaret eder. Kaynakların aktardığına göre, burada yedi gün kalarak vaazlar vermiş ve taraftar toplamıştır.
- Avrupa'ya Açılan Kapı: Paulus'un en önemli kararlarından biri burada şekillenir. Makedonya'dan bir adamın rüyasını gördükten sonra, Hristiyan mesajını Avrupa kıtasına taşımaya karar verir ve bu tarihi yolculuğa Alexandria Troas Limanı'ndan gemiye binerek başlar. Bu olay, onu sadece dini tarih açısından değil, Avrupa kültür tarihi açısından da son derece önemli bir yere konumlandırır. Kent, MS 4. ve 5. yüzyıllarda kayıtlara geçmiş üç piskoposla, önemli bir piskoposluk merkezi olmayı sürdürür.
4. Arkeolojik Yapılar: Planlı Bir Metropolün İzleri
Alexandria Troas, tamamen planlı bir şekilde inşa edilmiş, tüm kamu yapılarına sahip tipik bir Roma kentidir.
8-9 km uzunluğundaki sur duvarları, kentin gücünün ilk göstergesidir. Surlarda dört ana kapı bulunur ve bunların önünde geniş nekropol alanları uzanır.
Kentin en görkemli girişi. 20 metre çapında yuvarlak bir iç avluya ve iki yanında savunma kulelerine sahiptir. Alt kısmı anakayadan oyulmuş olan bu kapı, etkileyici bir mühendislik örneğidir.
Kentin ekonomik can damarı. Roma'nın doğu seferlerinde asker sevkiyatı, Romalı tüccarların gelişi ve Aziz Paulus'un yolculuğu gibi tarihi olaylara tanıklık etmiştir.
123x84 metre ölçüleriyle Anadolu'daki en büyük Roma hamamlarından biri. Kentin sosyal ve kültürel hayatının kalbi olmuştur.
Kentin en yüksek noktasında, yaklaşık 15.000 kişi kapasiteli. Doğuda Çığrı Dağı, güneyde Midilli, batıda Bozcaada ve kuzeyde Çanakkale Boğazı'nın panoramik manzarasını sunar.
Tiyatronun kuzeybatısındaki dörtgen planlı yapının işlevi kesin olarak bilinmemektedir. Orta Çağ gezginleri tarafından "Gençkızlar Sarayı" olarak adlandırılmıştır.
5. Gerileme, Terk Ediliş ve Modern Keşif
Kent, geç antik çağda bir dizi talihsizlikle karşılaşır:
- MS 262'de Got akınları ile yağmalanır.
- MS 500'lü yıllardaki depremler (özellikle 1809 depremi) büyük yapısal hasara yol açar.
- Konstantinopolis'in yükselişi ile ticari ve stratejik önemi büyük ölçüde azalır; nüfus bu yeni başkente kayar.
- En nihayetinde, terk edilmiş kent, yüzyıllar boyunca devasa bir taş ocağı olarak kullanılır. Anıtsal yapılarının taşları sökülerek İstanbul'daki ve Ege adalarındaki yeni yapılarda kullanılmak üzere götürülür.
6. Günümüzde Alexandria Troas: Devam Eden Bir Miras
Günümüzde, Alexandria Troas Ören Yeri her gün 08:30-20:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir. Kentteki bilimsel çalışmalar, Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Erhan Öztepe başkanlığındaki bir ekip tarafından 2000 yılından beri kesintisiz sürdürülmektedir.
Sonuç: Alexandria Troas, sadece bir arkeolojik sit alanı değil, katman katman bir tarihtir. Hellenistik kralların kurduğu, Roma imparatorlarının başkent yapmayı hayal ettiği, bir dinin Avrupa'ya geçiş noktası olduğu ve nihayetinde zamanın güçleri karşısında sessizliğe gömüldüğü, görkemli bir antik çağ destanının sahnesidir.
Kaynakça
Bu makale, aşağıdaki resmi kaynaklardan derlenen bilgilerle hazırlanmıştır.
Yorum Gönder
"Değerli ziyaretçimiz; Sarısıvat Kültür Rehberi'ne katkınız için teşekkürler. Yorumunuz, incelememizin ardından kısa süre içinde yayına alınacaktır."